Birgün ormancının biri dalları nehrin üzerine sarkan ağacındallarını keserken baltasını suya düsürür. "Aman tanrım" diye bağırdığında bir peri belirir ve "Ne diye bağırıyorsun?" der. Ormancı baltasinı suya düşürdüğünü...
Tenha bir İstanbul akşamı… Kışa devreden zamanların ritmi dalgaların derinliğinde gizli… Şemsi Paşa kütüphanesindeki kitapların ağırlığı sinmiş bitişikteki bu çay salonunun kapalı tavanına. Çayın buğusunun...
Ben size ne yaptım Çağrı mı, armağan mı, ceza mı Ne vardı böyle karşıma geçecek Ben ne yazılar ne çizgiler yitirdim hatırlamadım Ne var ki...
Bir ses arıyorumYeni bir şiire başlamak içinBir doğum çığlığı gibi kaçınılmazÇocuğun ilk ağlayışınca güzelBir ses.Çünkü yüreklerimizAcılarla şişe şişe nasırlaştıKızgın demirlere değen ellerimizSu toplayıp kabarır, nasırlaşırAteşe...
Yüzünü Dökme Küçük Kız Bırak Üzülmeyi Yalnız Senmisin Bir Düşün Unutan Sevilmeyi Her Siyahın Bir Beyazı Gecelerin Gündüzüde Vardır Yüzünü Dökme Küçük Kız Kızma Onlara...
Ömrümüzün son demi, Son baharıydı artık... Baharla birlikte yeşeren, Rengârenk çiçekleriyle Gönül rahatlatan fidanlar gibi Taze ve tertemiz aşklara Kucak açmıştık... Kurak yazlar, Acımasız sonbahar......
GİTTİN Gittin...Ben, arkandan sadece baktım.Oysa; söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki..."Gidersen iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini.Gidersen sönecek içimdeki ateşve bir daha hiç kimse...
Sensiz geçen günleri ben günden saymıyorum..sensiz geçen her saniyemi,her dakikamı senle geçecek olan bir ömürle kıyaslıyorum..o zaman hayat daha katlanılır oluyor…yüreğimdeki özlem,acı,hüzün biraz daha eriyor!sana...
Çıksam şimdi güzelliğin gökyüzüneDolaşsamGörsem bütün tanrısal sevgileriÖlümsüzlüğün sofrasına bağdaş kursamVe anlatsamAnlatsam o ağlatan mutluluğuBilmem inanır mı bana mavilikler Suskun bir coşkunun doruklarındaPürköpük ve rüzgarlıBir nehir kahkahasıydı...
Mahkumum seni sevmeye Hazırım senin için ölmeye Mutluluk için can vermeye Hazırım seni candan sevmeye Mutluluk kalbine girmeye Senin için kabre girmeye Mutluluk adını sana...
Aşkımla hep sana coştum çağladım Gel dedin de geldim umut bağladım Yüreğimi senle yakın dağladım Ayrılıp gitmeni anlayamadım Bin defa öldürdün bir kez ölmeden Beni...
Dün akşam seni yine uzaktan izledim. Bir tesadüf sonucu aynı havayı soluduk. O ılık esinti senin kokunu getirdi bana. Sırtım sana dönükken yüzünü gördüm kulaklarım...
( Neden Sonra ) O dedi ki: Bir gün bana gönül verdin; " Aşktır benim mayam!" derdin Sonsuz bir hisle severdin, Aklında mı? Ben dedim...
Ey yalnızlığımın sonsuz işaretlerirüzgâra emanet tüm ırgat caddeleri gözlerimde yıllardır büyür gider bir hüzünşahika kanadında üşür yıldırım bekçileri yanlış anlatıldı gülde kaybolan resimlerimavareliğim yasak afişlerin mahşeri anlasana yıllardır...
“Hiçbir kelime senin adın kadar yer tutmadı dudaklarımda.. Hiçbir kadın senin kadar yakışmadı alın yazgıma.. Ama başaramadık bu sevdayı yaşatmayı.. Başaramadık işte..” Biz seninle...
Sevgilim,Sana sevgilim diyorum."Ayrılık da sevdaya dahil çünkü;ayrılanlar hâlâ sevgili" dediği gibi İlhan'ın. Sevgilim, sana sevgilim diyorum,bir daha hiç demeyeceğim içindir belki. "Ayrılmamız neyi değiştirecekayrılık, yüreğimden silip atabilir...
Hüznün resmini sormuştum ya sana hani geçenlerde. Çile ne demek dostum diye diretmiştim hatırladın mı Ayna demiştin bana tek kelime ile Ve susmuştun bir ölüme kucak açarcasına O günden...
Yıllardır susuyordu. Hep onu suskun kız olarak bilirdiler. Güzel kızdı Allah için. Esmer, mavi gözlü. Ama hep susardı. Yine öyle yaptı.Denizde dalgalar boğuşuyordu. Köprü...
Ne kadar acıdır,bilirmisiniz? Korkularımız yüzünden kaybettiklerimizi düşünmek... Yalanlar üzerine kurulan gelecek, hatalardan dersler almamak, paylaşamamak, dünden kurtulamamak, iç çatışmalarla, maskelerle yaşamak... Dün ölüdür. Şu an...
Bir sayı tut içindenTuttumİkiyle çarp. Onbeş ekle. Sonra ikiye böl. Tuttuğun sayıyı çıkar bu sayıdan. Yedi buçuk kalır geriye. Yedi buçuğu al, dondurmacıya git. Vişneli...
Bir hayatın tozlu sayfaları içimi acıtan. Ceplerimde kırık gece masalları duruyor, Öksüzlüğümü avutuyor sonbahar. Ne yana baksam sen oluyorum, Parmaklarımı kanatıyor kirli duvarlar. Kuşlar yuvalarından...